Ben Özge.
Sabancı Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği bölümünden mezun oldum. Ardından Queen Mary University of London’da Yapay Zekâ alanında yüksek lisansımı tamamladım.
Yolculuğumun başlarında İsveç’te Umeå Üniversitesi’nde Erasmus öğrencisi olarak bir dönem geçirdim ve ardından sırt çantamı alıp trenle 14 Avrupa ülkesini gezerek farklı kültürleri ve yaşam biçimlerini yerinde deneyimledim.
Akademik geçmişim makine öğrenimi, istatistiksel modelleme ve zaman serisi analizi etrafında şekilleniyor. Bugün özellikle yapay zekânın belirsizlik altında karar verme süreçlerini nasıl daha güvenilir biçimde destekleyebileceği üzerine çalışıyorum. Tahmin doğruluğunun ötesinde, modellerin hangi koşullarda güvenilir kaldığına, nerede başarısız olduğuna ve değişen koşullar altında davranışlarının nasıl değerlendirilmesi gerektiğine odaklanıyorum. Enerji sistemleri bu soruları araştırdığım alanlardan biri. Aynı temel problemin sağlık, kritik altyapı ve finans gibi farklı karar ortamlarında nasıl ortaya çıktığını da merak ediyorum.
Teknolojinin etik boyutları kadar, bilimin nasıl bilgi ürettiğine dair felsefi sorular üzerine düşünmeyi de seviyorum. Bir modelin iyi sonuç vermesini önemli buluyorum; ancak hangi varsayımlara dayandığını, nerede yanılabileceğini ve eleştiriye ne kadar dayanabildiğini anlamayı da en az sonuç kadar önemsiyorum. Bilimi kesin doğrular üreten kapalı bir yapıdan çok, hataları fark ederek ilerleyen ve yanlışlanabilir iddialar üzerine kurulan bir süreç olarak görüyorum.
Ama hayatta sadece iş yok.
Tenis oynamaktan keyif alıyorum. Kortta olmak beni araştırmanın dışında da odaklı, rekabetçi ve dengede tutuyor.
Bir şeyin yalnızca ne olduğunu değil, nasıl işlediğini ve neden o şekilde olduğunu da merak ediyorum. Sanırım mekanik saatleri, klasik otomobilleri ve dolma kalemleri bu kadar sevmemin nedeni de biraz bu.
Mekanik saatleri, küçücük bir mekanizma içinde matematik, fizik ve mühendisliğin bir araya geldiği dinamik sistemler gibi görüyorum. Zamanı ölçme fikrinin astronomiyle olan tarihsel bağı da benim için onlara ayrı bir derinlik katıyor. Klasik otomobillerde de benzer bir taraf var; tasarımlarının yanı sıra mekaniklerini ve teknik ayrıntılarını okumayı, nasıl çalıştıklarını öğrenmeyi ve küçük modellerini toplamayı seviyorum.
Yazmak da hayatımın önemli bir parçası. Bir şeyleri yazarak öğrenmeyi ve çoğu zaman yazarak düşünmeyi seviyorum. Dolma kalemler de bunun doğal bir parçası oldu; farklı kalemler deniyor ve biriktiriyorum. İyi bir kalemin iyi bir kâğıt üzerindeki hissi, bu alışkanlığın küçük ama keyifli taraflarından biri.
Bir de yemek var. Yemek yapmak ve yemek benim için en sade ama en büyük mutluluklardan biri. Tek başıma olduğumda da keyifli; sevdiğim insanlarla paylaştığımda ise güzel bir yemek, uzun bir sohbet ve bolca kahkahayla güzel bir anıya dönüşüyor.
Bu kişisel tutkuların yanında akademik yolculuğum da kimliğimin aynı derecede önemli bir parçası. Eğitimim, araştırmalarım ve çalışmalarım hakkında daha ayrıntılı bilgi için CV’me buradan ulaşabilirsiniz.
